18 Eylül 2013 Çarşamba

Şah ve Mat

 
Arkadaşlar kitaba teyzemin önerisiyle başladım. Hatta ondan aldım. Biz kitapları böyle değiştire değiştire birbirimizden okur sonra yorumlarız, çok da güzel olur.
  İlk Mario Mazzanti okumamdı. Devamı olur mu? Bilemiyorum. "Gördüğüne Asla İnanma" diye bir ünlü kitabı daha var. Ama okuyup okumamak konusunda kararsızım. Bunun nedeni Şah ve Mat'ın kötü bir kitap olması değil. Hatta gayet iyi diyebilirim, daha doğrusu sürükleyici. Şöyle ki...
  Banka gibi bir yerde sıra beklerken okuyordum. Hem öğle tatili henüz bitmemişti hem de önümde yaklaşık altmış kişi daha vardı. Ama soluk alıp kafamı kaldırdığımda tam da sıramın geldiğini gördüm. O aradaki zaman nasıl geçti hiç bir fikrim yok. Bu yönden tabi ki iyi.
  Yalnız "mutlaka okumalısın" diyerek önerebileceğim bir şey de değil. Genelde popüler kültür ürünü kitapları okurken bir yandan da kendime kızarım. "Ne ara klasikleri bitirdin de bunlara geçtin kızım???" derim. Bazen "popüler falan ama harikaymış"lar da çıkıyor karşıma. Malesef Şah ve Mat onlardan biri değil. Şaşırttığı, okurken ağzımın açık kaldığı zamanlar oldu. Ama şaşırtıcı olması gereken bağzı olaylar okuyucunun baştan beri tahmin edebileceği kadar basitti bence.
  Kitabın gerilimden çok polisiye ayağı daha ağır basıyor. Ve böylece tamamen kan içinde yüzen olaylarla karşılaşmıyoruz. Ben sinemada da edebiyatta da gerilim yaratıcam derken her tarafın kana bulanmasını, izleyici-okuyucunun iğrendirilmesini hiçbir zaman hoş karşılamadım. Bu yönden kan öğesi "tam kıvamında" olmuş diyebilirim. Ancak iğrençlik kısmı "katilin imzası"yla oluşturulmuş malesef.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder